3 Mart 2021

Prof. Dr. Mehmet Nesip Öğün, Türk tarafının Kıbrıs sorununa ilişkin değişen söylemlerini yazdı

Akdeniz Karpaz Üniversitesi (AKÜN) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Nesip Öğün, Kıbrıs Postası’na özel “2020 biterken Kıbrıs sorunu” konulu bir makale kaleme aldı.

“Yarım asırdır süren müzakereler ve hala sonuç alınamayan görüşmelerin” ardından, 2020 yılında özellikle KKTC’de Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın seçilmesinden sonra, Türk tarafının söylemlerinde değişiklikler olduğunun gözlemlendiğini belirten Prof. Dr. Öğün, şöyle devam etti:

“Kısaca, nerede olduğumuzu hatırlamak istersek, en son 2017 yılında İsviçre’nin Crans-Montana kentinde 10 gün süren Kıbrıs Konferansı, gerek KKTC gerekse Türkiye Cumhuriyetinin gösterdiği yapıcı tutum, iyi niyetli çaba ve sorunun çözümüne yönelik uğraşlarına rağmen, her zaman olduğu gibi yine Rum tarafının Kıbrıs Türk’ü ile eşitlik zemininde yetki paylaşımını reddeden ve çözümden çok uzak tavırları nedeniyle sonuçsuz kalmıştır. Kıbrıs sorununu ben çözerim, artık sona gelindi gibi söylemlerle daha Cumhurbaşkanı seçilen ve son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de aynı retoriği kullanan Sn. Mustafa Akıncı da, aradan geçen 3 yıl içerisinde herhangi bir sonuca varamamıştır.”

Takvim 2020 yılının son günlerini gösterirken, ne Türkiye Cumhuriyeti ne de KKTC’nin, 2017 yılındaki pozisyonunda durmadığını vurgulayan Prof. Dr. Öğün, “Bu üç yıl içerisinde Türkiye Cumhuriyeti bölgesel çok ciddi bir güç olarak sınır ötesi operasyonlar yapmış, farklı ülkelerde askeri olarak aktif bulunmuş ve özellikle Doğu Akdeniz’de hem kendisinin hem de KKTC’nin haklı çıkarlarını sonuna kadar koruyacağını tüm Dünya’ya defalarca ilan etmiştir” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Öğün, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Hatırlayacak olursak 24 Ağustos 2016-29 Mart 2017 arasında Fırat Kalkanı Harekâtı, 18 Mart-24 Mart 2018 arasında Zeytin Dalı Harekâtı, 09 Ekim-18 Ekim 2019 arası Barış Pınarı Harekatı ve son olarak 27 Şubat tarihinde başlayan Bahar Kalkanı harekatını icra etmiştir. Bunların yanında, milli savunma sanayinin gelişmesi neticesinde aktif olarak İHA ve SİHA’ların kullanımı da bölgede ne kadar etkili olduğunu ortaya koymuştur. Özetle, Türkiye Cumhuriyeti bölgesel bir güç olduğunu ortaya koymuştur.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin, Doğu Akdeniz’de kendi hakimiyeti sağlamak, sondaj ve sismik araştırmalar yapmak üzere, 2013 yılında Barbaros Hayrettin Paşa, 2015 yılında is Oruç Reis sismik araştırma gemilerini aldığını anımsatan Prof. Dr. Öğün, makalesini şu şekilde sürdürdü:

“2017 yılında ise Fatih, 2018 yılında Yavuz, 2020 yılında da Kanuni sondaj gemilerini filolarına katmıştır. KKTC’nin Türkiye Cumhuriyetine verdiği yetki neticesinde bölgede hidro karbon arama faaliyetlerini kesintisiz yürütmektedir.

Bu gelişmelerin ardından, ne Rum tarafında, ne Avrupa Birliğinde ne de ABD’de Kıbrıs sorununa karşı yeni bir argüman gelişmemiş ve görüşmelerin kaldığı yerden federasyon zemininde devam edeceği kanısı hala hüküm sürmektedir. Bir gün önce ABD’nin Rum tarafında bulunan büyükelçiliğinin sosyal medya hesaplarında, ABD Dışişleri Bakanı’nın ABD’nin Rum tarafında, ABD tarafından bütçelenecek bir eğitim merkezi (Kara, Açık Deniz ve Liman Güvenliği Merkezi) kurulması ile ilgili mutabakat muhtırası imzalanmış ve ABD Dışişleri Bakanı tarafından Türkiye Cumhuriyetinin Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin alanlarında devam eden doğal kaynak arama faaliyetlerinden duydukları endişeyi dile getirmiş ve Rum tarafının kendi alanlarında arama yapmaya yetkili olduğunu, ayrıca Ada’yı tekrar iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon altında birleştirerek, bunun tüm Kıbrıslıların menfaatine olan bir durum olduğunu ifade etmiştir. Bu gibi açıklamalar, Avrupa Birliği üyesi devletlerden gelmiştir.”

Ancak, Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC Cumhurbaşkanı’nın söylemlerine bakıldığında artık görüşmelerin federasyon zemini altında yapılmayacağı ve iki devletli çözüm yolunda görüşmelerin yapılacağı nın ifade edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Öğün, şöyle devam etti:

“Türkiye Cumhurbaşkanı Sn.Recep Tayyip Erdoğan, 15 Kasım törenlerinde yaptığı konuşmada Kıbrıs’ta iki devletli çözüm müzakare edilmeli demiş ve törenin ardından 46 yıldır kapalı olan Maraş’ın açılışına katılmıştır. KKTC’den tüm Dünya’ya artık maraş kapalı değil ve çözüm zemini değişmiştir mesajını vermiştir. Bu açıklamalar ile uyumlu olarak Sn.Ersin Tatar da farklı platformlarda artık egemen eşitliğe dayalı, iki devletli bir çözümü, iki devletin sorunlarını çözmesini, iki halkın yararına olacak şekilde zenginliği, refah ve huzuru artıracak kararları almayı ve 40 yıl daha federasyon görüşmesi yaparak vakit kaybetmeyi istemediklerini belirtmiştir.”

Akdeniz Karpaz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Nesip Öğün, makalesini şöyle sonlandırdı:

“Türk tarafının söylem değişiklikleri neticesinde, Rum tarafında bazen basına yansıyan doğruluğu kesin olmayan haberler düşmekte ve artık Kıbrıs sorunun eskisi gibi devam etmeyeceği çok aşikâr bir şekilde görünmektedir. 2021 yılı bu anlamda belki de Kıbrıs sorununa damga vuracak gelişmelere sahne olacaktır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir