18 Ekim 2021

Diva’nın konseri ülkenin itibarından daha önemli çıktı

SEFA KARAHASAN

Ünlü sanatçı Bülent Ersoy’un saz ekibinin sahte PCR testleriyle ülkeye girişi ve sonrasında yaşananlar tam bir rezalet.

20 kişilik saz ekibinin 2016’tan itibaren KKTC’ye girişleri olmamasına rağmen, 5 yıldır girmedikleri ülkeden 3 gün önce negative PCR testi aldıkları ortaya çıkıyor.

İskele’de sahte PCR testleri yapan bir şebeke olduğu görülüyor.

Bu ayrıntı Ercan’da görevli memurun gözünden kaçmıyor ve skandal patlak veriyor.

Konu Ulaştırma Bakanı Resmiye Canaltay’a iletiliyor. 

Konuştuğum Bakan Hanım,  kendisini arayan ilgili yetkiliye, ‘’Sahte evrak sunanları dışarı çıkarmayın. Esas yetkililere haber verin. Çok dikkatli olun’’ diyor.

Ardından olaya Sağlık Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı müdahil oluyor. 

Bazı turizmciler de araya giriyor!

Saz ekibinin konsere gitmesi için ne gerekirse yapılması noktasında çaba harcanıyor.

Kolan hastanesinden özel bir ekip alana gidiyor ve PCR testlerini yapıyor.

Sahte evrak sunmaktan dolayı tutuklanması veya deport edilmesi gereken saz ekibi otel ve otelde konseri izleyecek konuklar ‘mağdur edilmesin’ diye serbest bırakılıyor.

Yasadışılık, yetkililer tarafından ‘yasallaştırılıyor.’

Olayı sorduğum Sağlık Bakanı Ünal Üstel bu konuda, ‘’Kim suçluysa cezasını çekecek’’ dedi.

İzleyip, göreceğiz!

Ama olması gereken, konser iptal edilmeli ve yasadışılık cezalandırılmalıydı.

Olmadı.

Vatandaşı ‘ceza kesmekle’ tehdit eden anlayış adaleti yerle bir etti.

Bülent Ersoy’un konseri, ülkenin itibarından daha mı önemliydi?

Yazık.

Kim bu iş adamı?

Ekonomi ve Enerji Bakanı Erhan Arıklı ile tüm gaz ve KIB-TEK akaryakıt sorunu üzerine konuştuk ve şunları söyledi: 

‘’Benim derdim halkın parasını korumak. İstesem korumaz, şimdi bana saldıranlar yanımda olurdu. Bana saldıranların halkın sırtından aylık kazancı 4-5 milyon dolardı. Buna sekte vuruldu…’’

Arıklı’nın söyledikleri dikkat çekici. Bir iş insanından bahsediliyor. Sürekli bazı gazeteciler ve siyasilerle görüşmeler yaptığı ve bu görüşmelerden sonra gazetecilerin ve siyasilerin Arıklı’ya saldırdığı iddia ediliyor. 

Arıklı ayrıca şunu söylüyor, ‘’Hükümette yalnız kaldığımı hissediyorum, son bu derece üzücü bir durum…’’ 

Cumhurbaşkanlığı’na yakışıyor mu bu yapılanlar?

Türkiye’den hem siyasilerden hem de gazetecilerden uzun zamandır, “Cumhurbaşkanlığı açıklamaları ve paylaşımları neden sürekli düzensiz yapılıyor”şeklinde mesajlar alıyorum. 

‘Sahte mi bu hesaplar’diyenler dahi oldu.

Yazmayım yazmayım dedikçe, paylaşımlar devam ediyor. 

Basın grubunda, gazetecilere ayar veren davranışlar sergileniyor. 

Haberler ya hiç  ya da ertesi gün gönderiliyor.

Bir yıl oldu neredeyse ama Cumhurbaşkanlığı bu durumu düzeltmedi, düzeltemiyor.

Hem devlet olmaktan bahsedip, devlet gibi davranmamaya bir örnektir yapılan paylaşımlar.

Görüntü itibarı zedeliyor!

Ve kimse bir müdahalede bulunmuyor.

İnsanın aklına “bilinçli mi yapılıyor bunlar”sorusu da gelmiyor değil!

Başbakan’ın davul çalmasına iki bakış açısı

Başbakan Hamza Ersan Saner’in, Tarım Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun oğlunun nişanında davul çalması ile ilgili iki yorum:

*Cenazeden çıkıp, oğlunun düğününe gidenler var ne var bunda?

*Pandemide insanlar ölürken, Başbakan’ın eğlenmesi doğru değil.

Günün sözü:  “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” Mustafa Kemal Atatürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir